İyi huylu prostat büyümesi yaşlanan erkeğin hastalığıdır. Her normal erkek bu hastalığa yakalanma riskini taşır. İyi huylu prostat büyümesi (Benin prostat hiperplazisi, BPH) teknik olarak prostattaki mikroskobik değişimleri anlatır. Prostattaki bu büyüme kanserin aksine selim niteliklidir ve hücrelerin aşırı çoğalmasıyla karakterizedir.

40 yaşlarında erkeklerde vücuttaki hormonal değişikliklere bağlı olarak prostatta ortaya çıkan hücresel farklılaşmalar prostat içerisinde adenom adı verilen bir dokunun gelişmesine yol açar. Bu durum aslında hemen tüm erkeklerde meydana gelir. Buradaki sorun prostatın üretraya (idrarı mesaneden dışarı taşıyan kanal) çok yakın olması nedeniyle, prostat büyümesinde idrar kanalına baskı meydana gelmesidir. Bu da can sıkıcı idrar problemlerine neden olur. Yine de BPH erkeklerin ancak 1/3'ünde tedavi gerektirecek ölçüde tıkanıklığa yol açar.

İyi huylu prostat büyümesinin neden kaynaklandığı tam olarak bilinmiyor ancak hormonların önemli etkileri olduğu düşünülüyor. Yine yaşlanma BPH'ın bir diğer önemli nedenidir. bu hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artar. 40 yaşındaki erkeklerin %20'sinde, 60 yaşındaki erkeklerin %60'ında, 80 yaşındaki erkeklerin %90'nında değişen oranlarda prostat büyümesi vardır. Ailesinde prostat büyümesi olan erkeklerin bu hastalığa daha sık yakalandıkları da gözlemlenmiştir.

İyi huylu prostat büyümesi kanser değildir. Ancak hayat kalitesini olumsuz yönde etkileyen ciddi bir sağlık sorunudur.

İyi huylu prostat büyümesi (BPH) prostatta büyümeye dolayısıyla alt idrar yolu semptomlarına ve mesane çıkışında tıkanıklığa neden olur.

  • İdrar akımında zayıflama
  • İdrara başlamada zorluk
  • Kesik kesik idrar yapma
  • İşeme sonrasında damla damla idrar gelmesi
  • Sık idrara çıkma ve acil işeme ihtiyacı
  • Geceleri idrara çıkmada artış
  • Mesanenin tam boşalmadığı hissi

BPH belirtilerine benzer belirtiler mesane taşı, enfeksiyon, diyabet, nörolojik problemler, prostatit veya prostat kanserinde de görülebilmektedir.

Belirtiler yıllar içinde yavaş yavaş geliştiğinden, ciddi tıkanıklığı olan hastalar bile bazen bu durumu normal olarak kabul edebilirler, yani duruma adapte olurlar. Ancak prostat büyümesi semptomlarına dayanabilme derecesi kişiden kişiye değişir.

Eğer idrar şikayetleriniz hayat kalitenizi düşürüyorsa tedavi görmek için mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Problemi ne kadar görmezden gelirseniz o kadar risk altına giriyorsunuz demektir.

Doktorunuz sizi dikkatli bir tıbbi incelemeye tutacak, diyabet, Parkinson hastalığı, kalp krizi gibi semptomları elemek için medikal ve cerrahi yönden hastalık öyküsünü dikkatli bir şekilde dinleyecektir.

Elle yapılan rektal muayenin de dahil olduğu fiziksel kontrollerle prostatın büyüklüğünü ölçecek, prostat kanseri ya da prostatit ayrımını yapacaktır. Daha sonra Prostat antijenlerinizin ne kadar yükseldiğini görmek için PSA testi isteyecektir.

İdrar tahlili de mesane kanseri, prostat enfeksiyonu ve idrar yolu enfeksiyonlarının ortaya çıkarılması açısından gereklidir. Prostata bağlı şikayetlerin ne kadar şiddetli olduğunun anlaşılmasında ve idrar akımı göstermek için üroflowmetri ve PVR teknikleri kullanılır. Ultrason da ayrıntılı bilgi için son derece önemli bir tetkiktir.

Şüpheli durumlarda örneğin hastanın kanaması varsa sistoskopi yani idrar yollarının endoskop ile görüntülenmesine de başvurulabilir.

Özetlersek, prostatın iyi huylu büyümesinde aşağıdaki tanı yöntemleri kullanılır:

  • Prostatın elle incelenmesi için rektal muayene (tuşe)
  • PSA isimli kan tahlili
  • İdrar tahlili
  • Saniyedeki idrar akım hızı (uroflowmetri) + PVR (idrar yaptıktan sonra mesanede kalan idrar miktarı) belirlenmesi
  • Urogenital ultrasonografi

Prostat büyümesi'nde tedavi gerektiren durum prostatın büyümüş olması değil, büyümüş olan prostatın idrar kanalını tıkaması ve bunun da ciddi şikayetlere yol açmasıdır.

Prostat büyümesi tedavisindeki mantık, büyümüş olan adenom dokusunu ortadan kaldırıp idrar kanalındaki tıkanıklığı gidermektir.

Bu hastalığın tedavisinde, günümüze kadar çeşitli tedavi yöntemleri denenmiştir. İlaç tedavisi, çeşitli cerrahi yöntemler, lazer tedavileri, ısı veya termal terapiler halen kullanılmakta olan tedavi seçenekleridir. Tedavide kullanılacak metodun hekim tarafından hastanın durumu, psikolojik konumu ve şikayetleri değerlendirilerek seçilmesi en doğru yoldur. Hattat Klinik uzmanınız, cerrahi işlem seçiminde her hasta için risk faktörlerine göre Tur, Greenlight veya Açık Operasyon olmasına kendisi karar vermelidir. Hekimin tavsiye ettiği yönteme göre uygulanan operasyonun sonucunun izlenmesinde yarar vardır.

İlaç Tedavileri

İdrar şikayetleri genellikle ilaç tedavisine yanıt verir. Hekimler cerrahi müdahele gibi daha ciddi tedavilere geçmeden önce bunun denenmesini önerirler. Prostatın iyi huylu büyümesinde kullanılan iki grup ilaç vardır:

a. Alfa blokerler: Mesane tabanı ve prostatta bulunan kasları gevşeterek idrar yapmada kolaylık sağlarlar.

b. Finasterid: Bu ilaç Alfa blokerler gibi kasları gevşetmek yerine prostatı küçülterek etki gösterir.

Cerrahi Tedavi (prostat ameliyatları) 1. Büyümüş Prostat Dokusunu Almak için Yapılan Ameliyatlar a. TURP

TURP'ta büyümüş prostat dokusu kapalı ameliyat ile alınır. Genel, epidural yada spinal anestezi altında küçük bir elektrikli cerrahi alet penisten üretraya doğru sokulur. İdrar yolunu tıkayan fazla doku alınır ve yaralar koterize edilir. Hastanede yatış süresi ameliyattan sonra 1-3 gündür. Ameliyat sırasında takılan sonda hastaneden çıkarken alınmaktadır. Ameliyat sonrasında idrar yaparken duyulan ağrı ve acil işeme hissi zamanla düzelmektedir.

b) Geleneksel açık prostat ameliyatı (Prostatektomi)

Oldukça büyük bir prostata sahipseniz veya başka tıbbi koşullar varsa, o zaman TURP yerine açık ameliyat size önerilebilir. Başarılı bir teknik olmasına rağmen iyileşme sürecinde daha fazla hastanede kalmanız gerekebilir. Açık ameliyat olduğu için diğer açık ameliyatlardaki riskler (pulmoner emboli, tromboz, kalp ve beyin sorunları) burada da mevcuttur.Doktorunuz bu ameliyatla ilgili size daha ayrıntılı bilgi verecektir.

c. Prostatın Transüretral Elektrovaporizasyonu (TUVP)

TUVP'de özel bir elektrod, büyümüş prostat dokusunu ısıtarak buharlaştırır.

d. Lazer prostatektomi

Lazer uygulamaları prostat büyümesinde kullanılan en son tedavi seçeneklerinden biridir. Lazerle prostatın buharlaştırılması veya koterizayonu (yakılma) daha az yan etki ve risk vaat etmektedir. KTP lazer uygulamasında idrar katateri daha kısa zamanda çıkarılır ve idrar tutamama ya da kan nakli komplikasyonları daha az görülür.

2. Şikayetlerin Giderilmesini Hedefleyen Cerrahi Tedaviler

a. Transüretral Prostat İnsizyonu (TUIP)

TUIP tedavisinde genel veya spinal aneztezi altında özel bir alet üretraya sokulur. İdrar akışını sağlayan mesane boyununun yanındaki prostatta elektrik akımı ya da lazer enerjisi ile küçük kesikler oluşturulur. Hastaların büyük bir kısmında idrar şikayetlerinde iyileşme olur.

b. Transüretral Mikrodalga Termoterapisi (TUMT)

TUMT tedavisinde penise takılan bir kateterden geçirilen bir alet ile prostat mikrodalga enerjisi ile ısıtılır. Bu işlem yaklaşık 30 dakika sürer ve prostatın büyümüş dokusunu etkili bir yıkıma uğratır.

c. Transüretral İğne Ablazyonu (TUNA)

TUNA yönteminde önce sistoskop aracılığı ile büyümüş prostat dokusuna mikrodalga iğneleri yerleştirilir. Sonra bu iğneler ısıtılır. Isıtılan doku birkaç gün ile birkaç hafta arasında yavaşça yok olur. Tam iyileşme ise 1-2 ayda gerçekleşir.

Greenlight işlemi prostatın kanser olmayan büyümesinin tedavisinde kullanılan ve prostatın büyümüş olan bölgelerini buharlaştırarak tamamen yok eden, böylelikle idrar akışındaki problemleri tamamen ortadan kaldıran en gelişmiş tedavi yöntemidir. Greenlight işleminden önce prostat büyümesi olan hastalar etkin ama risk seviyesi yüksek olan ameliyat seçeneği ile daha az etkin ancak daha düşük riskli ısı terapi yöntemleri arasından tedavi metodunu seçmek zorunda kalıyorlardı.

Ancak unutulmaması gereken husus, tedavide kullanılacak metodun hekim tarafından hastanın durumu, psikolojik konumu ve şikayetleri değerlendirilerek seçilmesinin en doğru yol olduğudur. Hattat Klinik uzmanınız, cerrahi işlem seçiminde her hasta için risk faktörlerine göre Tur, Greenlight veya Açık Operasyon olmasına kendisi karar vermelidir. Hekimin tavsiye ettiği yönteme göre uygulanan operasyonun sonucunun izlenmesinde yarar vardır.

Greenlight; ameliyat seçeneğinin etkin tedavi özelliğini, ısı terapi seçeneğinin düşük risk oranı ile birleştiren basit bir tedavi yöntemidir. Bu işlem, çok yüksek seviyede bir enerji kullanarak prostatın büyümüş olan bölgelerini buharlaştırarak tam olarak ortadan kaldırır. Çoğu hasta birkaç saat içinde evlerine gidebilir ve normal aktivitelerine birkaç gün içinde başlayabilirler.

Hastaların büyük çoğunluğunda sonda konulmasına gerek duyulmamaktadır. Kanı sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda da ilacın kesilmesine gerek duyulmadan işlem yapılmaktadır. İdrar akışındaki problemler ve diğer semptomlar 24 saat içerisinde büyük ölçüde çözüme kavuşmaktadır. Bu işlem özetle, idrar akışında anında rahatlama sağlayan ve şikayetleri hemen ortadan kaldıran, ağrısız, kansız, sondasız, risksiz ve en önemlisi sertleşme sorununa neden olmayan kesin etkili bir tedavi yöntemidir.

Greenlight hastaların ereksiyon ya da orgazm olmalarını genel olarak etkilemez. Düşük oranda geriye dönük ejakülasyon meydana gelir. Hastalar prosedür öncesi cinsel aktivitelerini muhafaza etmektedirler.

Sisteskopi ile ince bir fiber ünitesi üretraya sokulur. Fiber, greenlight enerjisini kullanarak genişlemiş prostat dokusunu buharlaştırarak ortadan kaldırır. Doktor emin bir şekilde tedavi bölgesini rahatlıkla görür ve her hastanın anatomisine ve ihtiyaçlarına uygun bir şekilde tedaviyi gerçekleştirir. Normal idrar akışı anında sağlanır ve idrar şikayetleri hemen ortadan kalkar. Hastanın özelliğine göre hasta birkaç saat içinde yada sonraki gün evine gidebilir.

Genelde bu işlemde sonda takmaya gerek kalmaz. Takıldığı halde de 24 saatten az bir sürede çıkarılır.

Greenlight PVP işleminin riski ve komplikasyonları çok azdır. Genelde hastaların çoğu bu işlemden tatmin olmuşlardır. Hastalar prosedürden sonra 2 hafta boyunca az oranlı yanma hissedebilirler ve/veya idrarda kan görebilirler. Bu şikayetler geçicidir ve doktorunuz tarafından kolaylıkla tedavi edilir.

Prosedürden hemen sonra şikayetler ortadan kalkar. 24 saat içinde de idrar akışında önemli düzelmeler meydana gelir.

Greenlight PVP hastaların sertleşme ya da orgazm olmasını genel olarak etkilemez. Düşük oranda geriye dönük boşalma meydana gelebilir.

Prostat büyümesi organik anlamda sertleşme bozukluğuna yol açan faktörlerden birisidir. Gerek enfeksiyona bağlı prostatit, gerekse prostatın büyümesi durumlarında idrara sık çıkma, idrarda yanma sızı gibi şikayetler cinsel fonksiyon etkilenmesine yol açmakta, hem sertleşme hem de boşalma bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Bu nedenlerden ötürü prostat hastalıkları tedavilerinde en önemli nokta, cinsel fonksiyon sorunlarına yol açmayan tedavilerin tercih edilmesidir. Bu tedavi tercihi prostatın kanser olmayan büyümesinde Greenlight buharlaştırma yöntemidir. Hastalar prosedür öncesindeki cinsel aktivitelerini prosedür sonrasında da muhafaza etmektedir.

Prostat hastalıkları orta yaş ve üzeri erkeklerin en sık karşılaştığı sağlık problemlerindendir. İyi huylu prostat büyümesi, prostat kanseri ya da prostat iltihaplanmaları; idrar problemlerine yol açarak sadece fiziksel yakınmalara neden olmaz, erkekleri psikolojik ve sosyal yönden de etkiler. "Prostat kanseri"nde, prostat dokuları anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyür. Bu kanser özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir.

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserdir. Prostat kanseri Amerikada en fazla görülen kanser türü olup, dünyada ise akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türüdür Tüm dünyada meydana gelen demografik değişiklikler yaşam süresini uzattıkça prostat kanserinin görülme oranı da yükselmeye devam etmektedir. Amerika'da her yıl ortalama 160 bin yeni prostat kanseri vakası tespit ediliyor.Yaklaşık her 6 erkekten biri prostat kanserine yakalanıyor. Yapılan çalışmalar prostat kanserinin en fazla 55 yaş üzerinde görüldüğünü gösteriyor.

Prostat bezi erkekte mesane çıkışı hizasında üretrayı çepeçevre adeta bir kılıf gibi saran bir salgı bezidir. Büyüklüğü ve şekli kişiye ve özellikle yaşa bağlı olarak değişiklik sergileyebilir. Yerleşim olarak ; Rektumun hemen önünde ve mesane çıkışında yer alır.

Genellikle sanılan düşüncenin aksine , prostat bezi seksüel aktivite, libido ve ereksiyon mekanizmasıyla doğrudan ilgili değildir. Prostat bezi gerçekte ejakülasyon mekanizmasında taşıyıcı olarak rol alır, sperm hücrelerinin transferine aracılık eden seminal sıvıyı salgılayarak spermlerin nakline yardım eder.

Prostat kanserinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Risk faktörleri prostat kanseri oluşumuna zemin hazırlarken, asıl problem normal hücrelerin kötü hulu (malin) hücrelere dönüşmesidir. Genetik faktörler, beslenme sorunları, çevresel problemlerle birlikte yaş, soy, ırk da risk faktörü olarak düşünülmektedir.

  • Yaş: Prostat kanseri sıklığı yaşla birlikte artmaktadır. Bu kanser özellikle 50 yaş sonrasında görülmekte, 70 yaş civarında ise görülme sıklığı en yüksek seviyeye ulaşmaktadır. Erken tanı yöntemlerinin gelişmesiyle prostat kanserine bağlı ölüm oranı oldukça azaltılmıştır.
  • Beslenme: Aktivitesi düşük bir yaşam tarzı ile fazla kilo ve obeziteye neden olan fazla yağlı ve kalorili bir beslenme planı hastalığın görülme sıklığını arttırmaktadır.
  • Irk: Dünyada en yüksek prostat kanserine yakalanma riski Afrika kökenli Amerikalılardır.
  • Genetik Miras: İkinci - üçüncü kuşak akrabalarınızda bu sorun varsa, ailesinde prostat kanseri olmayanlara göre 5-10 kat daha fazla risk taşıyorsunuz. İlk kuşak akrabalar ise riskinizi yaklaşık 11 kat daha arttırıyor. Özellikle baba veya erkek kardeşinizde prostat kanseri saptandıysa, prostat kanserine 2-3 kat daha fazla risk taşıdığınızı bilmelisiniz. Burada söz konusu olan yalnızca baba tarafındaki akrabalar değildir. Annenizin babası, amcası yada erkek kardeşinizin prostatında kanser saptandıysa o zaman çok dikkatli olmalı, kontrollerinizi mutlaka yaptırmalısınız.

Prostat kanseri erken evrelerinde genellikle belirti ve semptomlar sergilemez. Yakınmaların ortaya çıkış şekli kanserin lokalizasyonuna büyüme hızına göre değişiklik gösterir. Prostat kanseri ilerlediğinde tipik olarak lenf nodlarına, kemiklere, akciğerlere, karaciğere, ve böreklere sıçrar ve metastaz yapar. Hastalığa ait semptomlar erken teşhis edildiği takdirde , hemen müdahele edilerek kesin tedavi olanağı sağlamak ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür.

Prostat kanserli hastaların yaşamlarını sürdürmeleri bazı faktörlere bağlıdır. Bunlardan en önemlisi erken teşhistir. Kişinin prostat kanseri olabileceğine işaret eden bulguların en önemlilerinden birisi idrara çıkarken zorlanmadır.

Prostat büyümesi üriner semptomlarla şikayete sebep olarak hastanın Üroloğa gitmesine neden olur. Böylece Üroloğunuz şikayetlerinizi dinleyerek ve burdan yola çıkarak ilk olarak prostat bezinizin boyutuna, yapısına ve üniformluğuna ait fikir veren (DRE digital rectal examination) rektal muayenenizi yapar.

(PSA) Prostate-Specific Antigen testi için kan örneği alınır. Bu test prostatik hastalıkların erken tanısına olanak tanır.

Bu bulgular sonucunda eğer prostat kanseri şüphesi hala var ise, Üroloğunuz tanıyı koymak için aşağıdaki yöntemlerden birini veya hepsini seçebilir:

Biopsi:

Prostat doku örnekleri özel ince bir iğne yardımıyla alınır, genellikle 6 ila 12 örnek kanser oluşumu açısından patoloji laboratuvarınca incelenir.

MRI veya Tomografi:

Kanserin diğer doku ve organlara (lenf nodları, karaciğer, etc.) yayılıp yayılmadığını anlamak için vucudun çeşitli görüntüleme sistemleri ile taranmasıdır.

Kemik Tarama:

Enjeksiyon sonrası kemik metastazlarını tespit amacı ile yapılır.

Rakamlar Ne Anlama gelmektedir?

Her kanser tanısı kanser gelişiminin aynı evresinde konulmamaktadır.

Lokalize Prostate Kanseri (Evre T1 veya T2)

Tümör hala kapsül içerisinde olup kas lifelrinden oluşan ve prostat dokusunu çepe çevre saran kapsül sınırlarını dışa aşmamıştır; kısaca kapsül dışına yayılım ve sıçrama göstermememiştir.

Evre T1 ve T2 Ablatherm cihazı ile HIFU tedavisi endikasyonlarıdır.

Evre T1

Bu evrede DRE (elle fizik muayene) sonuçları kesinlikle negatiftir, sadece PSA seviyesi normalin üzerindedir veya üriner semptomlarla birlikte gelen hastaların (prostat büyümesi) alınan prostat doku örnekleri ile de Evre T1 kanser teşhisi tesadüfen konulabilir.

Evre T2

DRE muayenesi sırasında elle hissedilebilen (sert bir nodül varlığı) bir tümöre karşılık gelir.

Lokal olarak ilerlemiş prostat kanseri (Evre T3 veya T4) Evre T3

Tümör dokusunun bezin sınırlarını aşması (kapsülü) veya Seminal Veziküllere ulaşması evre T3 sınıfına girer.

Evre T4

Daha geniş bölgesel yayılımı içerir, bu evrede yayılım rektum ve mesaneye kadar ulaşmış olabilir. Lenf nodülleri ve diğer organlar da genellikle etkilenmiştir (metastaz).

Tedavide kullanılacak metodun hekim tarafından hastanın durumu, psikolojik konumu ve şikayetleri değerlendirilerek seçilmesi en doğru yoldur. Hattat Klinik uzmanınız, tedavinin seçiminde hastanın tüm durumunu değerlendirerek karar verecektir.

Cerrahi (Radikal Prastotektomi) tüm prostat deferent kanallar (sperm ileten), mesane boynunun bir kısmı ve çevereleyen dokularla birlikte alınır. Lokalize evrelerde (Evre T1 & T2), radikal prostatektomi referans tedavi yöntemidir. Bu cerrahi girişim komplike bir ameliyattır ve 3-4 saatlik bir genel anestezi gerektirir.

Eksternal Radyoterapi

Bu tedavi yöntemi yüksek enerjili radyoaktif ışınların direk prostat dokusuna iletilmesinden oluşmaktadır. Radyoterapi tedavisi anestezi uygulamaqsı gerektirmez, hastalar 7 ila 8 hafta boyunca düzenli olarak işlemin uygulandığı merkezlere giderek (haftanın 5 günü) tedavi olurlar.

HIFU : Transrectal High Intensity Focused Ultrasound (Ablatherm)

ABLATHERM bilgisayar kontrollü olarak, yüksek yoğunluklu ve odaklanabilen ultrason enerjisi (HIFU) üreten, lokalize prostat kanseri tedavisinde kullanılmak üzere tasarlanmış tbbi bir cihazdır. Enerji endorektal bir prob vasıtasıyla iletilir. Ultrason dalgaları rektal duvarı aşarak prostat dokusu üzerine odaklanırlar. Bu odaklanma işlemi sadece odak noktasında ısı artışına sebep olarak çevre doku ve organlara zarar vermeden yalnızca hedef bölgede dokuda tahribat oluşturur. Tedavi toplam (1 ila 3 saat sürer) ve spinal anestezi altında yapılır.

Brakiterapi

Bu teknikte 50 - 150 radyoaktif çekirdek 20 - 40 iğne yardımı ile perine üzerinden doğrudan prostat dokusuna implante edilir. Genellikle genel anestezi altında uygulanır. (2 ila 3 saat sürer). Seed implant işlemi gerçekleştirilen hastanın operasyondan sonra iki ay süresince hamilelere ve çocuklara yaklaşması sakıncalıdır.

Cryoterapi tedavisinde prostat dokusu ultrason kılavuzluğunda donma dercesi takip edilerek kontrollü bir şekilde dondurulur. Prosedür anestezi altında uygulanır ve en az bir gece hastanede yatmayı gerektirir.

HIFU (Prostat Kanseri Robotik Tedavisi), prostat kanseri tedavisinde non-invaziv metodların getirdiği avantajları içeren yeni ve etkili bir seçenek oluşturmaktadır.

Prostat hastalıkları orta yaş ve üzeri erkeklerin en sık karşılaştığı sağlık problemlerindendir. İyi huylu prostat büyümesi, prostat kanseri ya da prostat iltihaplanmaları; idrar problemlerine yol açarak sadece fiziksel yakınmalara neden olmaz, erkekleri psikolojik ve sosyal yönden de etkiler. "Prostat kanseri"nde, prostat dokuları anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyür. Bu kanser özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir. Tedavide kullanılacak metodun hekim tarafından hastanın durumu, psikolojik konumu ve şikayetleri değerlendirilerek seçilmesi en doğru yoldur. Hattat Klinik uzmanınız, tedavinin seçiminde hastanın tüm durumunu değerlendirerek karar verecektir.

Bu tedavi seçeneği prostat kanseri tedavisinde non invaziv metodların getirdiği avantajları içeren yeni ve etkili bir seçenek oluşturmaktadır. Dünyada 119 merkezde 10900'den fazla hastada uygulanan HİFU tedavisi, yayılmamış, lokalize prostat kanseri hastalarında, özellikle de erken (T1-T2) evrelerde bulunan ve yaşları, genel durumları ve taşıdıkları rahatsızlıkları nedeniyle prostatektomi için uygun olmayan hastalara ya da veya cerrahi girişime alternatif arayan hastalara önerilmektedir. Bir seferde uygulanan bu etkin tedavi gerektiğinde tekrarlanabilir. Çok kısa hastanede yatma süresi ve düşük komplikasyon riski ile tercih edilmektedir. Ek olarak bu tedavi yöntemi radyoterapi sonrası kanseri tekrar eden hastalarda da etkin olarak kullanılmaktadır.

Tedavi genellikle spinal anestezi altında transrektal olarak uygulanmaktadır. Rektuma özel bir prob yerleştirilmektedir. Bu prob bilgisayar kontrollü belli noktalara odaklanabilen yüksek güçlü ultrason dalgaları yaymaktadır. Ultrason dalgalarının odaklandığı noktada (focal point) dalgaların ani ve güçlü emilimi sonucu bölgede anlık bir ısı artışı olur (85 ila 100°C) ve bu şekilde hedef bölgedeki hücreler tahrip olurlar.

Hedef bölgeye yapılan her atışla oval şekilli 22 mm uzunluğunda ve 2 mm. çapında bir alanda tahribat yapılır. Atışların tekrarlanması ve odak noktasının her atış arasında değiştirilmesi sonucu tüm tümörü içeren bölgenin tahribi mümkün olmaktadır.

  • Etraftaki organlara hasar vermeden kanser dokusuna müdahele edilebilmesi.
  • Radyasyonun zararlı etkilerine maruz kalınmaması
  • Hastanede kalma süresinin kısa olması
  • Tedavi spinal anestezi altında bir seferde sonuçlandırılması ve gerektiğinde tekrar edilebilmesi
  • Eksternal radyoterapi sonrası lokal nükslerin tedavisine olanak tanıması
  • Tedavi herhangi bir nedenle tamamlanamazsa diğer alternatif tedavi yöntemlerine geçişe olanak tanıması

Günümüzde birçok hastane Ablatherm HIFU ile yapılmış beş ila yedi yıllık klinik sonuçlara sahiptir. Bu tedavi ilk defa Avrupa'da Şubat 1993'te ve Amerika Birleşik Devletleri'nde Haziran 1999'te uygulanmıştır. Kasım 2006 itibarı ile 119 merkezde 10900'den fazla hasta bu yöntemden faydalanmıştır. Avrupa'da yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçlar lokalilize prostat kanseri hastalarının 92%'sinde Ablatherm-HIFU tedavisinden sonra negatif biopsi sonucu ve stabil PSA düzeyleri elde edildiğini göstermektedir.

Bu tedavi şeklinin cerrahi girişim gerektirmemesinin yanı sıra, HIFU prostat kanseri tedavisinde günümüzde tedavi sonrası yaşam kalitesini en az etkileyen yöntemlerden biridir. Düşük komplikasyon oranı ve riski ayrıca çok kısa iyileşme süreci birçok vakada tedaviden çok kısa süre sonra (genellikle 2 veya 3 gün) normal aktivitelere dönme olanağı tanır.

Tedaviden sonra bir süre sonda taşımanız gerekecektir. Buna ek olarak doktorunuz tarafından size anlatılan tüm normal aktivitelerinizi sürdürebilirsiniz . Olağan takip; tedaviden sonraki ilk yıl boyunca üç aylık aralıklarla daha sonra 6 aylık aralıklarla PSA kan düzeyi ölçümlerini içermektedir. Tedavi sonrası 3 ila 6 ay sonra kontrol biopsisi alınır.

Erkeklerin yaklaşık yarısı yaşamlarının bir döneminde idrar yaparken yanma, pelvis ve rektumda ağrıya neden olan prostatın bu iltihaplı, enfeksiyonlu sorununu yaşıyor.

"Prostatit" kelime olarak prostatın bu iltihabi enfeksiyöz durumunu anlatan bir sağlık sorunudur.

Prostatit ergenlikten sonra her yaşta meydana gelebilir. National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases (NIDDK-Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü) 1995'te protatit konusunda düzenlediği çalıştayda prostatit için bakteriyel olmayan kronik iltihap, akul bakteriyel iltihap ve kronik bakteriyel iltihap olmak üzere 3 ana kategori belirlemişlerdir.

Erkeklerde çok sık görülen "kronik non-bakteriyel prostatit", prostatın belirli bir bakteriye bağlı olmaksızın iltihaplanmasıdır. Prostat vakalarının %90'nında görülür. Halsiz bırakan yorucu belirtiler ve ağrılar üç ay veya daha uzun devam eder.

İdrar, meni, prostat salgısından alınan kültürlerde bakteriyel enfeksiyonun kesin kanıtı bulunamaz. Bu nedenle bu prostatit tipinin tanı ve tedavisi son derece zordur. Zaten amaç, hastalığı tamamen ortadan kaldırmaktan ziyade belirtilerin rahatlatılmasıdır.

Belirtileri arasında sık idrara çıkma, ani veya zorlu idrar yapma, idrar yaparken ağrı ve yanma, gece sık idrara çıkma, sırtın alt kısmı veya cinsel bölgede ağrı, azalmış idrar akımı, semende kan görülmesi, ağrılı boşalma, hafif ateş, tekrarlayan mesane enfeksiyonları olabilir.

Bu iltihabi durumu tetiklediği düşünülen faktörlerden bazıları şunlardır:

  • Cinsel aktivite: Cinsel yolla bulaşan gonore, klamidya gibi bir enfeksiyonu olan, cinsel olarak aktif genç erkeklerde daha sık gelişir. Bazı erkeklerde cinsel ilişki sıklığının azaltılması iyileştirici bir faktör olabilir.
  • Anksiyete veya stres: Stresidrar akımını kontrol eden kasların kasılmasına neden olur. Bu kaslar, mesane ve rektumu destekleyen pelvik taban kaslarıdır. Kasılmalar, kasların düzenli gevşemelerini önler ve idrarın prostata geri dönüp, dokusunu zedelemesine neden olur.
  • İdrarı bitirme ve yeniden başlama: Bazı erkekler idrar yaparken sık sık durup tekrar başlarlar. İdrar akımını durdurmak üretradan geri idrar kaçışına neden olur ve bu da prostatı irrite eder.
  • Ağır Kaldırma: Mesane doluyken ağır kaldırma idrarın prostata geri kaçışına neden olur.
  • Meslek: Kamyon şoförlüğü gibi meslekler bu enfeksiyonla ilişkili olabilir.
  • Bazı aktiviteler: Bisiklete binme veya jogging gibi aktiviteler bezi irrite edebilir.

Prostatın akut iltihabı seyrek görülmekle birlikte son derece ciddi bir durumdur. Birdenbire ortaya çıkan bu enfeksiyona pek çok farklı türde bakteri neden olabilir. Ancak çoğu zaman üriner sistem ve kalın barsaklarda bulunan bakteriler prostattaki bu akut iltihaptan sorumludur.

Ateş, üşüme, grip benzeri durum, idrar yaparken ağrı ve yanma, idrar yapma güçlüğü, azalmış idrar akımı, idrar yapma esnasında mesaneyi tam boşaltamama hissi, sık ve acil idrar yapma ihtiyacı, kanlı idrar, ağrılı ejakülasyon en sık görülen yakınmalardır.

Akut bakteriyel prostatit idrar yapamama ve kan dolaşımına enfeksiyon yayılması gibi ciddi problemlere neden olabilir. Bu nedenle kişilerin vakit kaybetmeden doktora başvurmaları ve semptomlar ciddiyse birkaç gün hastanede kalmaları önerilir.

Üç ay veya daha uzun süren bu prostat enfeksiyonu da bakteriler nedeniyle olur.

Akut prostatitin aksine semptomlar daha yavaş gelişir ve belirtileri kronik non-bakteriyel prostatit ile hemen hemen aynıdır. Birçok hastada kronik bakteriyel prostatit belirti vermez. En belirgin semptom akut idrar yolu enfeksiyonlarının kronikleşmesidir.

Kronik bakteriyel prostatitin nedeni açık değildir. Üriner sistemdeki bakterilere, mesane veya kan enfeksiyonuna bağlı olabilir. Prostat bezinde oluşabilen taşlar ve ya prostattaki yapısal kusurlar da prostatite neden olabilir. Enfeksiyon bir travma ya da üriner sisteme sokulan bir enstrüman (katater gibi) sonucu oluşabilir.

Doktorların üriner kateter sonrası rutin olarak antibiyotik yazmalarının nedeni budur.

Prostatit tanısındaki en önemli iki adım benzer semptomlara neden olan diğer durumların ekarte edilmesi ve hangi tip prostatitiniz olduğunun saptanmasıdır.

Bunun için geçmiş medikal tedavileriniz, geçirdiğiniz enfeksiyonlar, cinsel yaşamınız ve aile hikayenizle ilgili inceleme yapılacaktır.

Bununla beraber fizik muayene ve rektal digital muayene de yapılacaktır.

Digital muayene sırasında doktorunuz prostat bezinden sıvı alabilir. Bunun için bezinizi güçlü bir şekilde ovacaktır ve sıvınızın üretraya akmasını sağlayacaktır. Bu sıvı enfeksiyon veya inflamasyon bulguları açısından mikroskop altında incelenecektir. Bu prosedür prostat masajı veya stripping olarak adlandırılır.

Bakteri ve lökosit araştırması için bir idrar örneği gerekir. Lökositler inflamasyonu, bakteriler enfeksiyonu gösterir. İdrar testiniz her ikisi için de pozitif ise bakteriyel prostatitiniz vardır. Eğer lökosit var ve bakteri yoksa bu nonbakteriyel formdur. Bakteri veya lökosit yoksa semptomlarınız başka rahatsızlıklarla ilgilidir.

Doktorunuz prostatit teşhisini tanı yöntemleriyle koyduktan sonra aşağıdaki tedavi seçeneklerinden size uygun bir tedavi planı oluşturacaktır.

Antibiyotikler

Tüm prostatit tiplerinde antibiyotikler geleneksel olarak ilk tercihdir. Enfeksiyona neden olan spesifik bakteri tipi saptanana kadar doktorunuz size geniş spektrumlu bir antibiyotik başlayacaktır. Antibiyotiğin kullanım süresi enfeksiyonun ilaca verdiği yanıta göre değişir. Akut bir prostatitte birkaç haftalık bir tedavi yeterlidir. Diğer yanda kronik non bakteriyel form dirençli olup tedavi süresi uzundur, bazen tedavi edilemeyebilir. Ek olarak ilaçlar kesilince hastalık tekrarlayabilir. Tekrar olursa enfeksiyonu kontrol etmek için günlük düşük doz antibiyotik kullanımı gerekebilir. Her ne kadar nonbakteriyel prostatitte enfeksiyonlar neden olmasa da doktorunuz semptomları azaltmak için birkaç haftalık antibiyoterapi verebilir.

Alfa Blokörler

Zor idrar yapma şikayetiniz varsa bu durum üriner sistemdeki bir tıkanmaya bağlı olabileceği için doktorunuz alfa blokör ilaçları tavsiye edebilir. Bu ilaçlar mesane boynu ve prostatı rahatlatacaktır.

Ağrı Kesiciler

NSAID grubu ağrı kesiciler ve/veya asetaminofen ağrı ve rahatsızlığı azaltabilir. Ancak yan etkiler açısından doz ayarlaması doktorunuz tarafından yapılmalıdır.

Fizik Tedavi

Alt pelvik kasları gerip gevşetmek bazı erkeklerde semptomları azaltabilir.

Hangi egzersizlerin ne kadar uygulanması gerektiğine karar vermek için bir fizyoterapiste başvurmalısınız. Doktorunuz da bunun gerekli olup olmadığı konusunda size gerekli bilgiyi verecek, gerekli gördüğünde sizi bir fizyoterapiste yönlendirecektir.

Sitz Banyoları

Çoğu erkekte alt vücut yarısının suya sokulduğu Sitz banyoları ağrıyı azaltır, pelvik ve alt abdominal kaslarda gevşemeye neden olur.

Doktorunuz gerekli gördüğünde size ayda iki üç kez 30 dakika oturma banyosu önerecektir.

Prostat Masajı

Prostat masajı enfeksiyona neden olabilecek konjesyonu azaltır. Ayrıca antibiyotiklerin enfekte dokulara daha derin penetrasyonunu sağlar.

Prostat hastalıkları orta yaş ve üzeri erkeklerin en sık karşılaştığı sağlık problemlerindendir. İyi huylu prostat büyümesi, prostat kanseri ya da prostat iltihaplanmaları; idrar problemlerine yol açarak sadece fiziksel yakınmalara neden olmaz, erkekleri psikolojik ve sosyal yönden de etkiler. Prostat sorunlarıyla ilgili en çok merak edilen noktalardan biri de cinsel sorunlara yol açıp açmadığıdır. Gerçekten de pek çok erkek gerek prostat hastalıkları gerekse uygulanan tedaviler nedeniyle cinsel problemler yaşar. Burada önemli olan yaşadığınız prostat sorununun ya da aldığınız tedavinin hangi cinsel probleme yol açtığını bilmenizdir. Böylece doktorunuzla birlikte sizin ihtiyaç ve isteklerinize uygun bir tedavi protokolü oluşturabilir ve önlemlerinizi bir an önce alabilirsiniz.

Prostat hastalıklarında en sık görülen yakınma idrar problemleridir. Bunun sebebi prostat bezinin yerleşim yeridir. Erkeklere özgü bir salgı bezi olan prostat mesanenin tam altında yer alır, idrarı mesaneden dışarı taşıyan üretra kanalını çevreler. İdrar ve meninin penisten dışarı doğru çıkmasına izin verir. Bu nedenle prostat hastalıklarında üretraya baskı oluşması ve idrar problemleri meydana gelmesi beklenen bir durumdur. Prostat bezinde genel olarak üç tip hastalık görülür: Prostatit denilen prostat enflamasyonu, prostatın iyi huylu büyümesi ve prostat kanseri. Birbirinden oldukça farklı olan bu hastalıkların aslında hepsi aynı idrar sorunlarına yol açar. Sık idrara çıkma, kesik kesik idrar yapma, mesaneyi tam boşaltamama hissi, gece idrara kalkma, idrar yaparken zorlanma, ani idrara çıkma ihtiyacı gibi yakınmalar cinsel yaşamı olumsuz yönde etkiler.

"Prostatit" denilen prostat enflamasyonunda prostat şişer ve hassaslaşır. Bu duruma genelde bakteriyel enfeksiyonlar neden olur. Prostat iltihaplanmaları genelde genç erkeklerde görülse de orta yaş ve sonrasında da sıktır. Bu problem ağrılı sertleşme ve boşalmaya, meni yani spermde kan görülmesine, hatta ileri dönemlerde erken boşalmaya neden olabilir.

"İyi huylu prostat büyümesi"nde prostatın içindeki doku kanser olmayan bir şekilde büyümeye başlar. Orta yaş sonrası oldukça sık karşılaşılan bu durum aslında tehlikeli olmasa da büyüyen prostat üretrayı daralttığı için idrar sorunları oldukça yoğun yaşanır. İyi huylu prostat büyümesi daha çok boşalma bozukluğuna neden olur. Erken boşalma bu hastalıkta sık görülen bir komplikasyondur. Yine bazen iyi huylu prostat büyümesinde de sertleşme sorunu görülebilir.

"Prostat kanseri"nde ise prostat dokuları anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyür. Bu kanser özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir. Prostat kanserinde sertleşme ve boşalma esnasında oluşan ağrılara ek olarak kasık ve bacaklarda da ağrı görülebilir. Sertleşme bozukluğu ve cinsel isteksizlik de sık karşılaşılan cinsel problemler arasındadır.

Prostat hastalıklarında meydana gelen idrar yakınmaları nedeniyle pek çok erkek günlük aktivitelerini yaparken bile büyük stres hisseder. İş, okul ya da aile hayatında kendilerine olan güvenleri azalır, sosyal hayattan uzaklaşmaya başlarlar. Bu gerginlik cinsel birliktelik esnasında da yaşanabilir. İdrar sorunu yaşayan erkek, bunun beraberlik esnasında olmasından çekinerek cinsellikten soğuyabilir, cinsel istek problemleriyle karşılaşabilir. Başarılı olamayacağı endişesi ile performans aksiyetesi geliştiren erkek sertleşme sorunları yaşayabilir. Erken boşalma da ileri vakalarda görülebilir.

Prostat hastalıklarında uygulanan tedavi seçenekleri de cinsel sorunlara yol açabilir. İyi huylu prostat büyümesinde genelde ilaç ve ameliyat seçenekleriyle tedavi mümkündür. Alfa bloker ilaçlar hastalarda retrograt ejakülasyon yani mesaneye doğru geri boşalmaya neden olabilir. Bu sorun özellikle çocuk sahibi olmak isteyen erkeklerde problem teşkil eder. Sperm penisten dışarı akmak yerine mesaneye aktığından kısırlık oluşabilir. 5-alfa redüktaz engelleyici ilaçlar ise sertleşme bozukluğu yaratır, cinsel isteği azalır ve meni hacmini küçültür. Lazerlerle uygulanan veya açık yapılan prostat ameliyatlarında da bu gibi sorunlar ortaya çıkabilir.

Antibiyotiklerle tedavi edilen prostatın bakteriyel iltihaplanması genellikle cinsel bir yan etkiye neden olmaz. Ancak prostatın kronik iltihaplanmaları ve kronik pelvik ağrı sendromu denilen sorun için etkili genel bir tedavi seçeneği bulunmamaktadır. Bu nedenle doktorlar değişik belirtiler için farklı ilaçlar kullanabilirler. Eğer iyi huylu prostat büyümesinde kullanılan alfa bloker ilaçlar kullanılırsa o zaman yukarıda da açıklanan cinsel yan etkiler meydana gelebilir.

Prostat kanserinde sık uygulanan ve prostatın çevre dokularıyla birlikte alındığı "radikal prostatektomi" ameliyatı yada radyoterapi, kriyoterapi gibi yöntemlerde prostatın yanında bulunan sinirler ve damarlar zarar görebilir. Bu da sertleşme sorununa neden olur. Prostat kanserinde kanserin kendisi de sertleşmeyi sağlayan ve prostata yapışık seyreden sinirleri harap edebilir. Bunlarla birlikte prostat kanserinde uygulana hormon tedavisi yada testislerin cerrahi olarak çıkarıldığı "orşidektomi" ameliyatı da cinsel istek kaybına yol açabilir. ormon tedavisi sinirleri harap etmemesine rağmen vücuttaki testosteronu tamamen ortadan kaldırdığı için kişiyi, cinsel aktivite için isteksiz hale getirir.

Görüldüğü gibi prostat hastalıkları ve tedavileri pek çok cinsel sorun yaratabilmektedir. Bu nedenle prostat hastalıkları tedavilerinde en önemli nokta, cinsel fonksiyon sorunlarına yol açmayan tedavilerin tercih edilmesidir. Günümüzde tedavi yöntemine karar verilirken, tedavinin cinsel fonksiyona zarar vermemesi hususu da önemle değerlendirilmektedir. Eğer siz de prostat problemi yaşadığınızı düşünüyor yada bir prostat hastalığı nedeniyle tedavi görüyorsanız cinsel problemler yaşayabileceğinizi bilmelisiniz. Bu durumda mutlaka doktorunuzla görüşmeli, yaşadığınız sıkıntıları paylaşmalısınız. Doktorunuz durumunuzu tekrar değerlendirecek ve gerektiğinde tedavi planınızda değişiklikler yapacaktır. Önemli olan sorununuzu geçiştirmemeniz ve çözümünün olduğunu bilmenizdir.

Prostat kanserinde en iyi tedavi erken teşhistir. Bu nedenle özellikle ailesinde prostat kanseri olan kişilerin ve 40 yaşını aşan her erkeğin yılda bir kez prostat kontrolünden geçmesini tavsiye ediyoruz.

Bu kontrollerde şüpheli durumlarda ultrason, iğne biyopsisi ile tanı kesinleşir. Prostat kanserini kesin şekilde teşhis etmenin yegâne yolu, biyopsi alınmasıdır. Bu sayede doktor prostat hücrelerini mikroskop altında inceleyebilir.

Prostat biyopsisi anormal rektal muayene bulguları ile yüksek PSA seviyeleri sonucunda prostat kanseri şüphesinin kesinleştirilmesi amacıyla yapılır.

Günümüzde prostat biyopsisinde "Transrektal Ultrason-TRUS" denilen teknik kullanılmaktadır.

Doktorunuz ucunda biyopsi iğnesi bulunan ultrason aletini rektumdan içeri sokar. Bu ultrason aleti yardımıyla prostat görüntülenir. Ardından tek kullanımlık iğne ile prostatınızdan küçük bir doku parçası alınır.

Genelde biyopside kanserin en çok ortaya çıktığı periferal bölge de dahil olmak üzere 6 kısımdan doku örneği alınır. Ancak son dönemde sonuçların daha güvenli olması açısından 10-12 örnek de alınabilmektedir.

Ultrasonla inceleme yaklaşım 10-15 dakika, biyopsi alınması da 5-10 dakika sürer. Genellikle lokal aneztezi altında uygulanır.

Prostat biyopsisinde çoğunlukla ağrı kesiciye bile gerek kalmayan çok hafif bir rahatsızlık hissedilir. Verilecek aneztezi miktarı da yine alınacak doku miktarıyla orantılı olarak artar. Lokal aneztezikler genellikle aneztezi anlamında yeterli olmaktadır.

İşlem sonrası penis ve rektumda hafif bir ağrı hissedebilirsiniz. Bu ağrı birkaç saat içinde geçecektir.

Bazı erkeklerde işlem sonrasında idrarda kan veya kan pıhtısı görülebilir. Bu problemde 3-7 gün arasında geçecektir.

Rektumdan kan gelmesi de ilk 2 gün karşılaşılabilecek bir durumdur.

Prostatınız iyileşene kadar yani ilk 7 gün içinde ağız egzersizlerden ve travmalardan kaçınmalısınız.

Cinsel ilişki için işlem sonrası 24 saat beklemeniz de iyi bir fikirdir.

Prostat biyopsisi sonrası nadir olarak enfeksiyonlar görülebilir. İdrar yolu enfeksiyonları ya da prostatit durumunda antibiyotik tedavisiyle iyileşme sağlanacaktır.

İdrar yapamama gibi diğer idrar şikayetleriniz olursa doktorunuza hemen başvurmayı unutmamalısınız.

Pozitif sonuç patoloji uzmanının biyopsi sırasında prostatınızdan alınan doku örneğinde kanser tespit ettiği anlamına gelir.Bu nedenle pozitif sonuçlar kanser demektir. Ancak burada önemli olan bu sonuçlara göre çizilecek tedavi planıdır.

Prostat biyopsisi prostat bezinin çeşitli yerlerinden doku örneği alsa da, bu örneklerin kanserli dokuya denk gelmeme ihtimali vardır. Bu düşük bir ihtimal olsa da ikinci bir biyopsi işlemine gerek duyulabilir. İkinci biyopside kanser tanısı çok yüksek oranda koyulur.

Günümüzde doktorlar prostat kanserinin varlığını belirlemek üzere pek çok çeşit yöntem kullanmaktadır:

Prostat kanserin belirlemede en sık kullanılan yöntem rektum incelemesi yoludur. Prostatı inceleme için hekim rektal tuşe ile normal büyümesi ile kanseri kolayca ayırd edebilir. Dijital rektal muayene ile birlikte sıklıkla kullanılan başka bir işlem bir PSA testidir. (prostata özgü antijen PSA testi). Bu test vücutta prostat özgü antijen düzeylerini ölçer. Prostat hastalığının en erken evrelerinde bile, hastanın PSA düzeyi artmaya başlar ve bu test ile belirlenebilir. Bu da hekimin, hastada fizik muayene ile belirlenemeyecek değişiklikleri ortaya çıkarmasını sağlamaktadır. Ancak PSA düzeyinin yüksekliği , hastanın muhakkak kanser olduğu anlamına gelmez. Bazı kanser dışındaki durumlar da PSA miktarını arttırabilir: Örneğin BPH (prostatın kanser olmayan büyümesi) yüksek PSA düzeyine neden olabilen en sık görülen durumdur. Prostat dokusu büyüdükçe , bu dokudaki hücreler normalden daha fazla PSA üretir. Diğer bir sebep Prostatit olabilir. Prostatın iltihap veya enfeksiyonuna bağlı irritasyonu bezdeki hücrelerin artmış miktarda PSA salgılamasına neden olabilir. Yine prostat bezindeki enfeksiyon gibi üriner sistem enfeksiyonu da PSA düzeyini arttırabilir.

Kanser olmayan durumlarda da PSA seviyeleri yükselebildiği için genellikle transrektal ultrasonografi (TRUS ) yapılması gerekmektedir. Bu işlem sırasında hekim, prostat görüntüsünü yansıtan acısız ses dalgaları üreten bir aleti rektuma yerleştirmektedir. Yansıyan ses dalgaları, daha sonra hekimin görebileceği bir televizyon ekranında bir görüntü haline dönüştürülür. Bu işlem lokal anestezi altında yapılabileceği gibi, hastanın daha stresli olduğu durumlarda genel anestezi ve 3 boyutlu Sonografi ile de gerçekleştirilebilir. Prostat kanserinden şüpheleniyorsa hekim, iğne biyopsisi yoluyla ufak bir prostat dokusu örneği alabilir. Daha sonra doku örneği, kanser hücresi içerip içermediği belirlenmek üzere mikroskop altında incelenir. Bu, prostat kanserini kesin olarak teşhis etmenin tek yoludur.

Kanser varlığı biyopsi ile doğrulandıktan sonra yapılması gereken ilk şey kanser evrelemesi olarak ta adlandırılan, kanserin hızlı ya da yavaş gelişen bir kanser olarak nitelendirilmesi olmalıdır. Doktorunuz kanser evresini tespit ettikten sonra en uygun tedaviyi önerecektir.

Prostat kanseri özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir. Ancak erkeklerde en çok görülen kanser olan prostat kanserinde erken teşhis hayat kurtarır. Gelişmekte olan teknoloji küçük müdahaleler ve minimum yan etkilerle iyileşme sağlayabilmektedir. Prostat kanseri de diğer kanser türleri gibi vücuttaki normal hücre büyümesinin bozularak sonuç olarak tümör adı verilen bir doku kitlesi oluşturması durumudur. Tam olarak sebebi bilinmese de, yaş, ırk ve genetik faktörlerin büyük rol oynadığı tespit edilmiştir. Prostat kanseri erken safhasında teşhis edilirse, doğru ve yerinde bir tedavi ile iyileşme şansı yüksek bir hastalıktır. Henüz kapsül dışına yayılmamış ise kanserin yok edilmesi mümkündür. Bu nedenle, 45 yaşını aşan erkeklerin yılda bir kez prostat kontrolünden geçmesi çok büyük önem taşır.