Prostat hastalıkları orta yaş ve üzeri erkeklerin en sık karşılaştığı sağlık problemlerindendir. İyi huylu prostat büyümesi, prostat kanseri ya da prostat iltihaplanmaları; idrar problemlerine yol açarak sadece fiziksel yakınmalara neden olmaz, erkekleri psikolojik ve sosyal yönden de etkiler. “Prostat kanseri”nde, prostat dokuları anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyür. Bu kanser özellikle erken dönemlerinde çok sinsi bir hastalıktır, kişide kanserle birlikte prostat büyümesi ve buna bağlı şikayetler mevcut değilse kanserin kendisine özgü hiç bir belirtisi bulunmayabilir. Unutmayın! Hastalığa ait semptomlar erken teşhis edildiği takdirde , hemen müdahele edilerek kesin tedavi olanağı sağlamak  ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür. Bu nedenle 45 yaşın üzerinde yıllık prostat check-up larının önemi çok büyüktür! Teşhis edildikten sonra ise, önemli olan uygun tedavi seçeneğinin hasta ve doktoru tarafından beraberce değerlendirilip hastanın durumuna göre karar verilmesidir.

Prostat kanserinin nedeni tam olarak bilinmemektedir.  Risk faktörleri prostat kanseri oluşumuna zemin hazırlarken, asıl problem normal hücrelerin kötü hulu (malin) hücrelere dönüşmesidir.  Genetik faktörler, beslenme sorunları, çevresel problemlerle birlikte yaş, soy, ırk da risk faktörü olarak düşünülmektedir. Prostat kanseri sıklığı yaşla birlikte artmaktadır.  Bu kanser özellikle 50 yaş sonrasında görülmekte, 70 yaş civarında ise görülme sıklığı en yüksek seviyeye ulaşmaktadır.  Erken tanı yöntemlerinin gelişmesiyle prostat kanserine bağlı ölüm oranı oldukça azaltılmıştır. Aktivitesi düşük bir yaşam tarzı ile fazla kilo ve obeziteye neden olan fazla yağlı ve kalorili bir beslenme planı hastalığın görülme sıklığını arttırmaktadır. Dünyada en yüksek prostat kanserine yakalanma riski Afrika kökenli Amerikalılardır. İkinci- üçüncü kuşak akrabalarınızda bu sorun varsa, ailesinde prostat kanseri olmayanlara göre 5-10 kat daha fazla risk taşıyorsunuz.   İlk kuşak akrabalar ise riskinizi yaklaşık 11 kat daha arttırıyor.  Özellikle baba veya erkek kardeşinizde prostat kanseri saptandıysa, prostat kanserine 2-3 kat daha fazla risk taşıdığınızı bilmelisiniz.  

Burada söz konusu olan yalnızca baba tarafındaki akrabalar değildir.  Annenizin babası, amcası yada erkek kardeşinizin prostatında kanser saptandıysa  o zaman çok dikkatli olmalı, kontrollerinizi mutlaka yaptırmalısınız.  Amerika’da her yıl ortalama 160 bin yeni prostat kanseri vakası tespit ediliyor. Yaklaşık her 6 erkekten biri prostat kanserine yakalanıyor. Yapılan çalışmalar prostat kanserinin en fazla 55 yaş üzerinde görüldüğünü gösteriyor. Genetik faktörler, ırk ve beslenme başlıca risk faktörleri.  Bu kanserin en kötü yanı oldukça sinsi ilerlemesi. Özellikle erken dönemde hiçbir belirti bulunmayabiliyor.  Gece sık idrara çıkma, idrar yapmada güçlük, zayıf-kesik kesik idrar yapma, idrar sonrasında ağrı ve yanma gibi belirtiler sadece bazı hastalarda görülüyor.  Eğer kanser ilerlemişse sırt, kalça veya bacak ağrılarıyla kendini gösterebiliyor.  Prostat kanserinde en iyi tedavi erken teşhistir.  Bu nedenle özellikle ailesinde prostat kanseri olan kişilerin ve 40 yaşını aşan her erkeğin yılda bir kez prostat kontrolünden geçmesini tavsiye ediyoruz.

BELİRTİLERİ NELER?
Prostat kanseri erken evrelerinde  genellikle belirti ve semptomlar sergilemez.  Yakınmaların ortaya çıkış şekli kanserin yerleşim yerine ve büyüme hızına göre değişiklik gösterir.  Prostat kanseri ilerlediğinde tipik olarak lenf nodlarına, kemiklere, akciğerlere, karaciğere, ve böreklere  sıçrar ve metastaz yapar.  Hastalığa ait semptomlar erken teşhis edildiği takdirde, hemen müdahele edilerek kesin tedavi olanağı sağlamak  ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür.
Prostat kanserli hastaların yaşamlarını sürdürmeleri bazı faktörlere bağlıdır. Bunlardan en önemlisi erken teşhistir.