ERKEKLERİN BİLMESİ GEREKEN YATAK ODASI SIRLARI - Hattat Klinik
ERKEKLERİN BİLMESİ GEREKEN YATAK ODASI SIRLARI

ERKEKLERİN BİLMESİ GEREKEN YATAK ODASI SIRLARI

Sağlık konularında şehir efsanelerine çok sık rastlanıyor. Konu, zaten açıkça konuşulamayan cinsellik olduğunda ise bu efsaneler oldukça fazlalaşıyor. Şehir efsaneleri cinselliğe bakışı etkiliyor, yanlış bilgiler cinsel sorunların başlaması ve devam etmesinde önemli bir rol oynuyor. İşte erkeklerin bilmesi gereken yatak odası sırları!

YANLIŞ 1: ERKEK HER ZAMAN CİNSEL İSTEK DUYAR
Erkekler her zaman ve sürekli cinsel istek duymazlar. Hormonlar, hastalıklar, ilaçlar, duygular, düşünceler, ilişkiye dair nedenler, sigara-alkol kullanımı ve stres gibi birçok faktör cinsel isteği azaltabiliyor. Bir erkeğin cinsel isteksizlik yaşaması her zaman eşinden soğuduğu anlamı da taşımıyor. Ancak her erkek hayatın getirdiği sorunlardan dolayı veya geçici sebeplerle dönem dönem cinsel isteksizlik yaşayabiliyor. Bu durum ısrarlı bir şekilde devam ediyorsa isteksizliğe neyin yol açtığını anlaması için doktora başvurulması gerekiyor.

YANLIŞ 2: CİNSEL İLİŞKİDE BAŞARISIZ OLAN ERKEK “ERKEK” DEĞİLDİR
Cinsel ilişki ve başarıyı bir arada değerlendirmemeniz gerekiyor. Bu bakış açısı doğru değildir. Bir kişinin bir kere cinsel sorun yaşaması hayat boyu yaşayacağı ya da bu sorunun tekrarlayacağı anlamına gelmiyor. Cinsel performansı fiziksel sorunlar kadar duygu, düşünce, ilişkinin kalitesi, uyku seviyesi, stres düzeyi, ortam, partnerin durumu gibi pek çok faktör etkiliyor. İstikrarlı şekilde devam eden, artan sertleşme probleminde ise durumun neden kaynaklandığını öğrenmek için kişinin doktora başvurup uygun tedavi alması gerekiyor.

YANLIŞ 3: BOŞALMA OLMAMASI KÖTÜ PERFORMANS DEMEKTİR
Birçok erkek zaman zaman boşalamama sorunu yaşıyor. Konsantrasyon kaybı, psikolojik faktörler, yeteri kadar uyarılmamak bu duruma neden olabiliyor. Burada önemli olan boşalma hissinin olup olmamasıdır. Eğer boşalma hissi olmasına rağmen dışarı sperm akışı olmuyorsa, o zaman Retrograde Ejakülasyon denilen mesaneye doğru geri boşalma durumu akla geliyor. Bu durum klinik tetkiklerle kolayca anlaşılabiliyor. Boşalma hissi yoksa bu durumu negatif bir durum olarak da görmek zorunda değilsiniz. İlk seferinde boşalma olmadığı için ikinci bir ereksiyona daha hızlı ulaşılabiliyor. Yaşlanma süreciyle birlikte bir erkekte meni hacminde belli bir azalma da bekleniyor. Ancak bu durum da performansın kötü olduğunu göstermez. Eğer boşalma hissi veya sperm akışıyla ilgili sorunlar devam ederse doktora başvurmak gerekiyor. Ayrıca uyarılmış bir erkeğin boşalamaması da sağlığa zararlı değildir. Kendinize yıpratıcı hedefler koymayın.

YANLIŞ 4: YAŞLILIK CİNSELLİĞİ BİTİRİR
Yaşlılık süreci boyunca tüm vücut fonksiyonlarında doğal bir yavaşlama oluyor. Cinsel fonksiyonlarda da bu durum böyle. Erkekte penis yapısında değişiklikler, sertleşme süresi ve kalitesinde azalma, cinsel istekte değişimler görülebiliyor. Ayrıca sinir sisteminde, damarlarda, hormon dengesinde meydana gelen değişimler ile şeker hastalığı, kalp-damar problemleri ve bunların tedavisinde kullanılan ilaçlar da cinsel fonksiyonları azaltabiliyor. Ancak bunlar cinselliğin bittiği anlamına gelmiyor. Ülkemizde birçok erkek yaşlanma sürecinde sıklaşan cinsel sorunları normal kabul ediyor ve cinsellikten emekliye ayrılıyor. Oysa şunu unutmamanız gerek: Cinsel fonksiyonlarda değişimler olsa da tüm cinsel sorunların tedavisi var ve tüm hayatınız boyunca keyifli bir cinsellik yaşamanız mümkün.

YANLIŞ 5: BİR ERKEĞİN NE KADAR ÇOK İLİŞKİSİ OLURSA, O KADAR İYİDİR
Öncelikle kaliteli bir cinsel yaşam için öncelikle sevgi, saygı ve anlayışa dayalı, düzeyli bir beraberlik gerektiğini belirtmek gerekiyor. İlişki, sevgi ve aşk çiftleri olumlu yönde etkiliyor. Duygu ve düşünceleri açıklıkla ifade etmek, cinsellik esnasında sevilen ve tercih edilen davranışları partnere doğru bir şekilde aktarmak ve partneri de anlamak önemlidir. Fast food seks dediğimiz hızlı başlanan, hızlı yaşanan ve hızlı tüketilen sık ve çok cinsel ilişkiler bazı kişilere tatmini arttırıyor gibi gelse de aslında uzun vadede cinsel ve duygusal tatmini azaltıyor. Sonuçta seks sadece biyolojik bir ihtiyaç değildir. Psikolojik ve duygusal tatmin için de gereklidir.

YANLIŞ 6: SERTLEŞME İLAÇLARI CİNSEL İSTEĞİ ARTTIRIR
Sertleşmeyi oluşturan biyokimyasal süreçlerin baş aktörü nitrik oksit maddesi. Bu madde ancak cinsel istek olduğunda salgılanabiliyor ve sertleşmeyi sağlayan diğer maddelerin oluşumunu destekliyor. Sertleşme sorununun tedavisinde kullanılan ilaçlar bu maddelerin etki sürelerini uzatarak etki ediyorlar. Ancak bu ilaçların cinsel istek üzerinde hiçbir rolü yok. Bazı eşler hastanın bu ilaçlar sayesinde performans kazandığını ve bu durumun kendilerinden kaynaklanmadığını düşünerek ilaç kullanımına karşı çıkıyorlar. Oysa bu yanlış bir inanış. Bu ilaçlar sadece cinsel istek varsa işe yarıyor. Ayrıca performans ilaçları ile her sertleşme sorunu yaşayan erkek de başarılı sonuç alamayabiliyor. Bu kişiler “Bu bile işe yaramadı” diyerek şiddetli bir performans kaygısı duyuyor, tedavi olamayacaklarını düşünüyorlar. Oysa sertleşmeye engel olan nedenler ortaya çıkarılıp tedavi edildiğinde kişilerin performans ilaçlarını kullanmadan da normal sertleşme sağlayabilecekleri asla unutulmamalı.

YANLIŞ 7: PROSTAT AMELİYATI CİNSEL PERFORMANSI DÜŞÜRÜR
Prostat hastalıkları kısaca prostatın iyi huylu büyümesi, prostat iltihapları ve prostat kanseri sık idrara çıkma, kesik kesik idrar yapma, mesaneyi tam boşaltamama hissi, gece idrara kalkma, idrar yaparken zorlanma, ani idrara çıkma ihtiyacı gibi yakınmalara yol açarak cinsel yaşamı olumsuz yönde etkiliyor. İdrar sorunu yaşayan erkek, bunun beraberlik esnasında olmasından çekinerek cinsellikten soğuyabiliyor ve cinsel istek problemleriyle karşılaşabiliyor. Başarılı olamayacağı endişesi ile performans anksiyetesi geliştiren erkek ,sertleşme sorunları yaşayabiliyor. Erken boşalma sorunu da prostat hastalıklarında sıklıkla görülüyor. Prostat hastalıklarının bazı radikal tedavileri de cinsel sorun yaratabiliyor. Bu nedenle prostat hastalıkları tedavilerinde en önemli nokta, mümkün olduğu kadar cinsel fonksiyon sorunlarına yol açmayan tedavilerin tercih edilmesi. Günümüzde tedavi yöntemine karar verilirken, tedavinin cinsel fonksiyona zarar vermemesi hususu da önemle değerlendiriliyor.

YANLIŞ 8: KADIN VE ERKEK AYNI ANDA TATMİN OLMALIDIR
Cinsellik bir yarış değil. Orgazm da varılması gereken bir bitiş çizgisi olarak görülmemeli. Yakınlık belirten davranışlarda bulunmak ve kaliteli bir cinsellik yaşamak önemli. Ancak bu her seferinde orgazm ve boşalmayla sonuçlanmak zorunda değil. Aynı anda tatmin olmayan veya her seferinde orgazm hissi yaşamayan kişiler kendilerinde bir eksiklik olduğunu düşünmesinler. Ancak orgazm ve boşalma eksikliği devamlılık gösterirse neden kaynaklandığını anlamak için doktora başvurmak gerekiyor.

YANLIŞ 9: SEVİŞME HER ZAMAN DOĞAL VE KENDİLİĞİNDEN OLMALIDIR
Spontan cinsellik şu anlamda önemli: Cinselliği sürekli zaman, mekan ve koşulların uygun olduğu anda yaşayamazsınız. Çok yorgun olsanız da, kendinizi bakımsız hissetseniz de bazen kendiliğinden gelişen karşılıklı istekler oluştuğunda bunun keyfini çıkarmanız gerekiyor. Mesela erkek eve yorgun gelir, banyo yapmamıştır, streslidir. Kadın da tüm gün koşuşturmuş ve bakımlı olacak, eşi için hazırlanacak vakti bulamamıştır. Bu durumda cinsellikle ilgili hisler spontan olarak oluşursa cinselliği ertelemeden o anı yaşamak doğrudur. Ancak bu hisler her zaman kendiliğinden bir anda gelişmek zorunda değil. Karşılıklı istek olduğunda çeşitli uyarılarla cinselliği teşvik etmek yanlış değil.

YANLIŞ 10: EVLİLİK SEKSİ AZALTIR
Uzun ilişkilerde spontan hislerde bir azalma görülebiliyor ancak her çift bunu yaşayacak diye bir sonuç yok. Burada önemli olan, cinsel isteğin duygusal, karşılıklı hisler, düşünceler kadar hormonlar, altta yatan organik nedenler, hastalıklar, kullanılan ilaçlar ve yaşam tarzı faktörlerinden de etkilendiğinin bilinmesi. Örneğin 40’lı yaşlardaki bir erkek doğal olarak oluşan testosteron düşüklüğüne bağlı cinsel istek azalması yaşayabiliyor; ya da bir kadın menopoz sürecindeki hormonal değişimlerle cinsel isteğini kaybedebiliyor. Bu sorunlara başka cinsel sorunlar da eklenebiliyor. Bu durumda spontanlık azalabiliyor. Günlük yaşam koşuşturması da önemli bir faktör. Birçok kişiye işe gitmek, trafikte kalmak, çocuklarıyla ve eviyle ilgilenmek için bir gün bile az geliyor. Bu durumda çiftler duygusal, entelektüel ve cinsel anlamda birbirinden uzaklaşabiliyor. Çiftler sorunlarını konuşmayınca spontan hisleri daha da azalıyor. Burada hem biyolojik faktörleri, hem de psikolojik ve sosyal faktörleri göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ancak kendiliğinden gelişen cinsellik ve cinsel ilişki sıklığı azalıyor ve bu size rahatsızlık veriyorsa, mutlaka eşinizle konuşmalısınız. Bu konuda uzmanların da tavsiyelerle size yardımcı olabileceğini unutmayın. Uzun süreli ilişkilerde cinsel beraberlik sıklığının azalması normaldir. Genç çiftlerde bile cinsel ilişki sıklığı zamanla düşebiliyor. Ancak tatminkar, doyurucu, kaliteli ve sevgi dolu bir beraberlik durumda cinsel ilişki sıklığı azalsa da cinsel ilişkiden alınan doyum değişiklik göstermez. Önemli olan sizin tatminkar ve zevk dolu bir cinsellik yaşayıp yaşamadığınızdır. Eğer bu noktalarda bir problem yaşıyorsanız, bir uzmana başvurabilirsiniz.

YANLIŞ 11: CİNSEL İLİŞKİ SIKLIĞI ÇOK ÖNEMLİDİR
Cinsel ilişki sıklığının “normal” bir sayısı yoktur. Bu bazı çiftler için her gün bazıları için haftada ya da ayda birkaç keredir. Önemli olan cinsel ilişki sıklığından ziyade yaşanan cinselliğin erkek için de kadın için de fiziksel, duygusal, psikolojik tatmin sağlaması. Eğer bu tatmin azalırsa sorun geçiştirilmemeli, mutlaka incelenmeli. Ancak sıklık bakımından periyodik beraberliklerin oluşması önemli. Bir ilişkiden sonra uzun süre ara vermek şeklinde değil daha düzenli ilişkiler içinde olmak tatmini arttırıyor.

YANLIŞ 12: SERTLEŞME SORUNUNU BİR TEK YAŞLILAR YAŞAR
Sertleşme problemi yaşla birlikte daha sık görülse de çok genç yaşlardan itibaren bu sorunu yaşayan kişiler var. Gençlerde sağlıksız beslenme, hareketsiz bir hayat, aşırı sigara-alkol tüketimi gibi risk faktörleri önem kazanmaya başladı. Stres, gerginlik, endişe, depresif hisler ile aşırı mükemmeliyetçi yapı da riski arttırıyor. Bunun yanında gençlerde de şeker hastalığı, kullanılan ilaçlar, kalp-damar sorunları, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, sinir sistemi rahatsızlıkları, hormonsal problemler sertleşme sorununa yol açabiliyor.

YANLIŞ 13: İYİ İLİŞKİ İÇİN BİRLEŞME ŞARTTIR
Cinsellik sadece cinsel birleşme demek değil. Aynı zamanda dokunmayı, sarılmayı ve tatmin veren diğer davranışları da içeriyor. Önemli olan sizin partnerinizle beraber tatmin olmanız, keyifli bir beraberlik yaşamanız. Özellikle sertleşme sorunu, erken boşalma, isteksizlik gibi problem yaşanıyorsa, cinselliği sadece birleşme olarak değerlendirmemeniz tedavi sürecinize de olumlu yansıyor. Ayrıca tüm fiziksel yakınlaşmalar sevişme ve birleşmeyle sonlanmak zorunda değil.

YANLIŞ 14: CİNSEL KONULARDA KONUŞMAK YANLIŞTIR
Cinsel konularda konuşmak değil konuşmamak yanlış. Çiftlerin cinsel hayatları ve varsa cinsel sorunları konusunda konuşması, kaliteli bir cinsellik için en önemli adım. Nelerden hoşlanıp, neleri sevmediğinizi, cinsel hayatınız hakkında ne düşündüğünüzü, cinsel sorunların size ne hissettirdiğini konuşmanız, sorunların üstesinden gelmenize yardım ediyor.

YANLIŞ 15: CİNSEL SORUNLAR TAMAMEN PSİKOLOJİKTİR
Cinsel sorunlar bazen sadece psikolojik nedenlerle ortaya çıksa da sadece ve her zaman psikolojik değiller. Organik faktörler, hayat tarzı alışkanlıkları, hastalıklar, ilaçlar, beslenme, egzersiz cinsel sağlığı etkiliyor. Eşinizin cinsel sorunlarının psikolojik olduğunu düşünüp doktora başvurmamazlık etmeyin. Farkında olmadığınız organik bir problem de bulunabiliyor.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.